durağa gittim.dakikalarca beklediğim otobüs,yeni bir sigaranın ucunu ateşlediğim an geldisigarayı fırlattım,hava soğuktu.hava,çok soğuktu...otobüse bindim,otobüs boştu.cam kenarına oturdum.ayaklarım üşümüş meğer,bir kaç dakika sonra ısındım...caddeler geçti tekerleğin...
Genzimden çıkan dumanın sinir bozucu geometrik şeklim içinde kaybolup gidiyor yüzüm.kirpiklerimin dibinde birikenlerde yüzsün varlığın Stain...Sessizlik dünyadaki tüm erdemlerden üstün olduğunda biliyorum,ölüler yaşayanlardan çok daha...
--Did you fall into that raven nightWith sigh and woe and lonely path ?--sessizliğin kutsal laneti üzerinde,yamalarına sığınıyor gözlerim...hiçliğimin analık yaptığı piçliğimin üzerinde son tango!altı...
ayıp bir şey bu ettiğinkimse yokken bana bahsettiğinbir ölüm tezi yüzündeki savaşsırtında ve göğüs kafesindevarlığının paralel evrenlerindebir yokluğun türevi kimsesizliğinalışılagelmiş bir hırsızlık istemlerindoyumsuz ve günahkaraçılmıyor...
Evde sıkıldım yine sabah sabah. Baktım kokoş İstanbul un cenabetli güzelliği üzerinde yağmur yağmaya başlamış. Söylesene İstanbul, gene kim canını yakmış. Çok sigara içiyorum,çok, anlaşılan...
uyandım,güzel bir yağmur ıslatıp duruyor yolları.bilgisayar başındayım,pencereler açık.sigaram yanıyor dudaklarımın arasında.dün gece geç vakitlere kadar döndüm durdum yatakta...yan taraftaki orospu çocuğu şarkı söyledi durdu gece...
--Did you fall into that raven nightWith sigh and woe and lonely path ?--sessizliğin kutsal laneti üzerinde,yamalarına sığınıyor gözlerim...hiçliğimin analık yaptığı piçliğimin üzerinde son tango!altı...